Abbâsî halifelerinden Harun Reşit

Abbâsî hânedanının İslâm dünyası dışında en fazla tanınan siması Halife Harun Reşit’tir.

Abbâsî halifelerinden Harun Reşit
Abbâsî halifelerinden Harun Reşit admin
Reklam

Harun Reşit, Muharrem 149’da (Şubat-Mart 766) veya 30 Zilhicce 145’te (20 Mart 763) Rey’de doğdu. Babası Halife Mehdî-Billâh, annesi Hayzürân bint Atâ olup Hz. Abbas’ın yedinci göbekten torunudur.

Küçük yaştan itibaren sarayda iyi bir eğitim görerek büyüdü. Mürebbisi, muhtemelen oğlu Fazl ile sütkardeşi olmasından dolayı baba diye hitap ettiği İran asıllı Yahyâ b. Hâlid el-Bermekî idi. Hamza b. Habîb ez-Zeyyât’tan Kur’ân-ı Kerîm, Ali b. Hamza el-Kisâî’den nahiv ve fıkıh, Mufaddal ed-Dabbî’den edebiyat, İmam Mâlik’ten hadis ve fıkıh okudu. Ayrıca Basra’da Halîl b. Ahmed el-Ferâhîdî’nin derslerine devam etti. Hocalarından on dört yaşına kadar düzenli bir şekilde ders alan Harun Reşit daha sonra da ilimden kopmadı.

Halife “Reşit” Lakabını Nasıl Aldı?
Harun genç bir delikanlı iken 163 (779-80) ve 165 (781-82) yıllarında Bizanslılar’a karşı düzenlenen iki seferde Yahyâ b. Hâlid el-Bermekî, Abdülmelik b. Sâlih, Îsâ b. Mûsâ ve Hasan b. Kahtabe gibi ünlü kumandan ve devlet adamlarının da yer aldığı orduyu sevk ve idare etti. Bu seferlerin sonunda Semâlû ve Dülûk dahil birçok kale ele geçirildi ve İstanbul Boğazı’nın doğu yakasındaki Khalkedon’a (Kadıköy) kadar varılıp Bizanslılar her yıl 90 bin dinar vergi vermek şartıyla barış yapmak zorunda bırakıldı. Bu başarıları üzerine 166’da (782-83) babası tarafından “Reşit” lakabı verilerek kardeşi Mûsâ el-Hâdî’den sonra halife olmak kaydıyla veliaht tayin edildi.

Mehdî-Billâh, daha sonra Mûsâ’nın yerine onu birinci veliaht yapmak istediyse de bu isteğini gerçekleştiremeden 169’da (785) öldü. Bunun üzerine Harun Reşit, babasının ölümünü ve kardeşi Mûsâ el-Hâdî’ye biat edildiğini bildiren mektuplar yazıp her tarafa göndererek devlet içinde bir karışıklık meydana gelmesini önledi. Bu sırada Mûsâ Cürcân’da ayaklanan isyancılarla savaşmaktaydı. Ancak Mûsâ el-Hâdî idareyi ele alınca kardeşi Harun’un yerine henüz bulûğa ermemiş olan oğlu Cafer’i veliaht tayin etmek istedi; bunu kabul etmeyen Harun Reşit’i de hapse attırdı. Yahyâ el-Bermekî kendisini bundan vazgeçirmeye çalıştıysa da başaramadı. Fakat annesi Hayzürân tarafından zehirlendiği ileri sürülen Hâdî’nin hilâfeti kısa sürdü ve yerine resmî veliaht olan Harun Reşit geçti (170/786).

HARUN REŞİT’İN HALİFELİĞİ

Harun Reşit’in ilk icraatı, kâtibi ve mürebbisi Yahyâ el-Bermekî’yi geniş yetkilerle vezir tayin etmek oldu. Bununla birlikte devlet işlerinde annesine de danışılmasını istemiş ve böylece onu eski itibarlı günlerine tekrar kavuşturmuştur.

Harun Reşit, İslâm devletiyle Bizans İmparatorluğu arasında müstahkem kalelerle takviye edilmiş bir sınır bölgesi oluşturmak istedi. Bu amaçla Mansûr devrinden itibaren çok büyüyen Cündikınnesrîn’i, merkezi Menbic olmak üzere Avâsım adıyla müstakil bir bölge haline getirdi.

Bizanslılar’ın Tarsus’u ele geçirip burada bir kale inşa etmek istediklerini öğrenince 171’de (787-88) Herseme b. A‘yen kumandasında bir ordu göndererek şehrin yeniden imarını ve tahkimini emretti; ertesi yıl da buraya yeni yerleşmeler oldu. Harun Reşit, özellikle Bizans’la yapılan mücadelelerde ve sahillerin savunmasında büyük yararlıklar gösteren donanmanın güçlenmesine önem verdi. Nitekim güçlenen donanma 174 (790-91) yılında Kıbrıs ve Girit’i vurmuş ve Antalya açıklarında karşısına çıkan Bizans donanmasını mağlûp edip kumandanını esir almıştır.

Harun Reşit Dönemindeki İç İsyanlar
Harun Reşit, hilâfetinin başlarında daha önceki yıllardan intikal eden bazı iç meselelerle uğraşmak zorunda kaldı. Hâdî döneminde isyan eden Ali evlâdından Ebû Abdullah Hüseyin b. Ali Fah Savaşı’nda öldürülürken (169/786) bu savaştan kurtulmayı başaran aynı aileden Yahyâ b. Abdullah Deylem’e, İdrîs b. Abdullah ise Kuzey Afrika’ya kaçarak İdrîsîler Devleti’ni kurdular. 

Harun Reşit zamanındaki iç olaylardan biri de 176’da (792-93) Havran’da Nizârî ve Yemânî kabileleri arasında meydana gelen çatışmadır. Hâricîler, 178’de (794-95) Velîd b. Tarîf eş-Şârî’nin başkanlığında isyan ederek el-Cezîre bölgesinde isyan ettiler. Ardından Kirman’da bu defa Hamza b. Abdullah eş-Şârî’nin liderliğinde baş kaldırdılar ve önce Herat’a, ardından Sîstan’a hâkim olarak otoritelerini Fars’a kadar yaydılar. Harun Reşit bu isyanı bastıramamıştır. Onun hilâfetine kadar herhangi bir karışıklık görülmeyen Uman’da da idarecilerin kötü muamelesi sebebiyle isyan çıktı. 180 (796) yılında kırmızı elbiseler giyen ve bunun için kendilerine Muhammere denilen bir grup zındık Cürcân’da isyan etti. 

Harun Reşit Bizans İmparatorluğu’na karşı daha önce başlatılmış olan seferleri devam ettirmiştir. Anadolu’da Bizans ile Kafkaslarda Hazarlar ile mücadele etti.

187 (803) yılında Harun Reşit ile Bermekîler’in arası açıldı ve Ca‘fer öldürülürken Yahyâ ile Fazl hapse atıldı. Ancak Harun Reşit, bu olayı takip eden halifeliğinin son altı yılında onların yokluğunu daima hissetmiş, hatta Yahyâ el-Bermekî’ye hapiste iken dahi akıl danıştığı olmuştur.

Harun Reşit’in Vefatı
Horasan’da çıkan Râfi‘ b. Leys’in isyanının son derece tehlikeli bir hal alması üzerine halife yanına iki oğlu Me’mûn ve Sâlih’i alarak sefere çıktı (192/808) Tûs şehrine varınca hastalandı; 3 Cemâziyelâhir 193’te (24 Mart 809) burada vefat etti ve aynı yerde toprağa verildi.

Harun Reşit Nasıl Biriydi?
Harun Reşit mûsikiyi severdi. Şair ve âlimleri himaye ederdi. Birçok şiir ve özdeyişi ezbere bilirdi; kendisinin de güzel şiirleri vardı.

Harun Reşit dindar bir insandı. Çok hacca gider ve çok cihad ederdi. Cömert bir insandı. Mütevazi bir insandı ve özellikle âlimlere büyük hürmeti vardı. Eğitime büyük bir değer verirdi. Oğlu Muhammed el-Emîn’in hocası Halef b. Ahmer görevine başlayacağı zaman ondan oğluna hocaya itaati, Kur’an ve Sünnet’i, tarihi, şiiri, konuşma âdâbını, münasebetsiz gülmemeyi öğretmesini istemiş, öğretirken de orta bir yol izlemesini tavsiye etmiştir. Kur’an okumaya ve hadis dinlemeye büyük önem verir, “kāriü emîri’l-mü’minîn” olarak anılan Saîd el-Allâf’ın kıraatini severdi.

Harun Reşit devlet gelirlerinin hakkaniyet ölçüleri içerisinde tahsil edilmesine önem verirdi. Harun Reşit’in hilâfet yılları Abbâsîler’in en zengin dönemidir ve bu dönemde beytülmâle giren senelik gelirin 7500 kıntâr (yaklaşık 268 ton altın) değerini bulduğu rivayet edilir.

İlim ve Kültüre Önem Verirdi
Harun Reşit’in zamanında ilim ve kültür hayatında önemli gelişmeler olmuştur. Nitekim Bermekî saraylarında felsefî ve kelâmî tartışmalar yapılmaktaydı. Halife Beytülhikme’nin (Hizânetü’l-hikme) zenginleşmesi için büyük çaba harcamış ve bazan cizye olarak kitap almıştır. Bu dönemde Süryânîce, Grekçe ve Sanskritçe birçok eser Arapça’ya çevrildi.

Harun Reşit devrinde nüfusu 1 milyonu aşan Bağdat, Dicle nehrinin iki yakasına kurulmuş halifeye ve Bermekîler’e ait pek çok saray ve köşklerle dünyanın en güzel şehirlerinden biri haline gelmişti.

Harun Reşit’in Yaptığı Yenilikler
Harun Reşit devletin idarî yapısında bazı yenilikler yaptı. Dîvân-ı Harb’e bağlı olarak Dîvân-ı Arz’ı kurdu. Akdeniz sahili boyunca çeşitli yerlerde kuvvetli haberleşme teşkilâtı kurdu. Abbâsî-Türk ilişkileri de Harun Reşit devrinde başladı. Saray muhafızlarının en azından bir bölümü Türklerden oluşuyordu. Dîvânü’z-zimâm, Dîvânü’r-resâil, Dîvânü’l-harâc, Dîvânü’t-tırâz, Dîvânü’l-cünd, Dîvânü’l-berîd, Dîvân-ı Mezâlim ve Dîvânü’ş-şurta devlet dairelerinin en önemlileriydi. Ayrıca gayri müslimlerin menfaatlerini korumakla görevli bir daire daha vardı ve başkanına “cehbez” deniliyordu. Harun Reşit kādılkudâtlık müessesesini kuran kişidir. Hilâfetinin ilk günlerinde Ebû Yûsuf’u bu makama tayin etmiştir.

Abbâsî halifelerinden Harun Reşit
Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mehmed Zâhid Kotku Hazretleri
Mehmed Zâhid Kotku Hazretleri
Teheccüd'ün Önemi ve Geceleri İhya Etmek
Teheccüd'ün Önemi ve Geceleri İhya Etmek